Hukuk’mu iktidar kavgasımı!


        Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden AK Parti'ye açılan kapatma davası, birçok çevreyi rahatsız ederken, bir avuç olmalarına rağmen kendilerini her şeyin üstünde gören kesimin pervasızca saldırıları ve hukuku, zulüm olarak adlandırılabilecek olan bu yolda, sopa olarak kullanmaları vicdan sahiplerini derinden üzmektedir... Türkiyede kampcı zihniyetlerin öteden beri sergiledikleri anlayış, fırsatını buldukça halkı kamplara ayırmayı marifet saymaya devam etmekte ve bir kısım sözde aydın çevreler’de bu duruma çanak tutmaktadırlar.

        Ben bir hukukçuyum diye başlayan cümlelerin ardından dökülen ifadeler, ne yazık’ki insanlık için olmazsa olmazlardan olan hukuka duyulan güveni zedeler mahiyettedir... Özünde Hukuk ilkesini tam olarak sindirememiş bir kimse, hukukun kitabını yazsa ne çıkar. Hukuk’un tecelli edebilmesi için sadece hukuk bilmek asla yeterli bir sebep değildir. Haksızlık etmemeyi kendisine şiar edinmiş bir kimse hukuk kriterlerini bilmesede olur ama, her türlü haksızlığı izafi mantık yoluyla yanıltıcı argumantlar ortaya koyarak mazur gösterenler hukuk bilselerde olmaz... Solunum yolları iflas etmiş olan bir hastanın alması gereken nefes için yeterli temiz hava olsada hasta için bir anlam teşkil etmez. Bu hususlar sadece tarafsız ve vicdan ölçüleri dahilinde bakıldığında bu şekilde görünmektedir. Aksi halde ihtirasların kör ettiği gözlerle görülebilecek gerçekler değildir bunlar.

        Türkiyenin şu anda içinde bulunduğu sözkonusu durum, her geçen gün iyiye gitmekte olan dengelerin sarsılmasına, ülke ekonomisinin önemli ölçüde darbe almasına, güven ve istikrar ortamının kaybolmasına, çalışma ve üretme azminin gerilemesine ve en önemlisi toplum arasında kamplaşmayı körükleyici oluşumlara zemin hazırlamıştır.

        Her şey tabular için, tabular’da benim için egosunu güden taassub ehlinden zaten insanlık adına birşeyler beklemek mümkün değildir. Fikir yerine polemik üreten bu zevata ne derseniz deyiniz fayda vermez, zira yorgan gitmeden kavgayı bitirmek istemezler. Eğer hukuk cahiliye dönemi Arapları’nın helvadan tanrıları ise, o zaman hukukçulara ne ihtiyaç var! Herkez kendi hukukunu pekala kendisi yapabilir. Halbuki insanlık için en mukaddes görevdir gerçek hukuku ve ilkelerini yaşatmak...

        Hukuk hukuk bilmektir.
        Hukuk halka hürmettir.
        Sen halkı görmez isen,
        Bu nice adalettir!

        Ne zaman iktidar halkın eline geçse, bir avuç olmalarına rağmen kendilerini Türkiyenin ağası var sayanlar, herhangi  bir vesileyle kaos ortamları oluşturmak suretiyle arzu ettikleri hedeflerini elde etmeye olağan üstü efor sarfederler. Hedeflerine ulaşınca’da ihtirasla bağlı oldukları (sözde hizmet için geldikleri) koltuklarında istirahata çekilirler, arasıra’da statükoyo korumak ve durumu idare etmek için ufak defek kıpırdama zahmetinde bulunurlar. Onları sadece polemik arenalarında aktif görürsünüz. Nasıl olsa 50 yıldan beri arasıra halkın elimizden aldığı iktidarımızı malum yöntemlerle geri alabiliyoruz, o halde bu sefer neden olmasın. Ancak bu sefer papaz helva yemeyeceğe benziyor...

        Halkıyla barışık, hak ve özgürlüklerin bir medeniyet ortamında paylaşıldığı, toplumların tüm farklılıklarına rağmen birbirlerine karşı kardeşce davrandıkları, Adaletin hükümran zulmün mahkum edildiği, güven ve huzur veren bir Türkiye dileğiyle...

 
[ Anasayfa ] 03.04.2008


Yazarın Son Yazıları
 
16-Sosyal faaliyetler derneği
14-Hukuk’mu iktidar kavgasımı! 03.04.08
 
Yunus Denizoğlu
email: y.deniz@canbayburt.com